Birçok toplumda kadında meme; cinselliğin, doğurganlığın, çekiciliğin, estetik görüntünün, bebek beslenmesinin bir simgesidir ve önemlidir. Meme kanseri ise tüm bunları tehdit eden bir hastalık olduğundan korkutucudur. Meme kanseri; kadında öfke, kızgınlık, sosyal olarak izole edilme düşüncesi, geleceğin belirsizliği, tekrar normal hayata tekrar dönüp dönememe kaygısı ve belirsizlik gibi bir sürü olumsuz düşünceyi de beraberinde getirmektedir.
Meme kanseri teşhisi ile birlikte kişinin hayatının en azından tedavi süreci için bile olsa akışı başka bir yöne kayacak ve hayata dair planlarını, aile, iş yaşamı gibi önemli noktaları tekrar değerlendirmesi gerekecektir.Bunun yanı sıra tedavi öncesi kaygılar, korkular, tedavi sırası ve sonrasında yaşanabileceklere dair belirsizliklere,olası fizyolojik değişiklikler de eklenince örneğin kemoterapi veya radyasyona bağlı olabilecek bir takım yan etkiler oluşunca kişinin duygu dünyasındaki karmaşa artmaktadır. Tüm bunların sonucunda anksiyete, depresyon gibi durumlar da ortaya çıkabilmekte ve bazen hastanın zaman zaman psikiatrik desteği gerektirir sorunları olabilmektedir. Meme kanseri ile karşılaşan her kadında duygusal değişimlerin normal bir süreç olduğu bilinmelidir. Öncelikle böyle bir hastaya ailesinin desteği verilebilecek en güzel yardımdır ancak bu desteğin yeterli olamadığı durumlarda doktor desteğinin de alınabileceği akılda tutulmalıdır.




