Lenfodem Nedir?

Meme kanseri hastaları, konan tanıdaki tümörün büyüklüğü, tipi ve evresi ile, hekimleriyle olan karşılıklı fikir etkileşimleri sonucuna bağlı olarak, lumpektomi veya mastektomi ameliyatı geçirirler; lenf düğümlerinin alınması, radyasyon tedavisi ve kemoterapi de bu tabloya eklenebilir.
Ameliyat neticesinde, fiziksel sorunlar açısından, şu problemlerle karşılaşılır:

1- Ağrı

2- Solunum problemi

3- Vücut duruşu (postür) asimetrisi

4- Omuz eklemi hareketliliğinin kısıtlanması

5- Lenfödem.

1-   AĞRI:

  En basit şekliyle ameliyat yarası ve drenin yarattığı ağrı hissinden, radyasyon tedavisine bağlı nöropatiler ya da ileri devrede, metastaza işaret edebilir.Ağrının giderilmesinde ana müdahale, gerekli ağrı kesicileri kullanmanızı sağlayacak olan hekiminizdir.Buna ek olarak, sinir blokajları, tetik nokta enjeksiyonları ya da gevşeme teknikleri veya fizyoterapi, uzman bir terapist denetiminde uygulanabilir.

2- SOLUNUM PROBLEMİ:

        Ameliyatlı tarafı kımıldatmaya korkmak, dren veya insizyon sahasından acı duymak, genel inaktivite gibi nedenlerle, hem solunum kapasitesi düşer, hem de göğüs kafesinin sağ-sol simetrisi, ameliyatlı taraf aleyhine eksilir.
Yeterli oksijenlenememek, hem
-genel fiziksel dayanıklılığı, hem
-yara iyileşmesini, ve hem de, neticede
-zihinsel uyanıklığı olumsuz etkiler.
Doğru solunumun, göğüs kafesinin hangi bölümleri ile, nasıl yapılacağının öğrenilmesi, ideal olarak ameliyat öncesindedir. Bu devrede:

a. Diafragmatik solunum

b. Üst göğüs solunumu

c. Yardımcı solunum kaslarının özellikleri(karın, göğüs, boyun)

d. Burun-ağız koordinasyonu

e. Öksürmenin önemi öğrenilmelidir.

        Ameliyat sonrası ilk evrede simetrik ve eforsuz, ancak ritmik ve burun-ağız koordinasyonuna dikkat edilen bir solunum yeterlidir. Dren ve dikişler alındıktan sonra asimetrik ve dış basınca karşı, kapasite arttırıcı tekniklere, yine Fizyoterapist öğretiminde geçilir.

3- VÜCUT DURUŞU (POSTÜR) ASİMETRİSİ:

        Ameliyat sonrasında, tek tarafın yastıklarla desteklenerek yatılması, ameliyatlı kolun sabit tutulması, o tarafa eğilmek gibi nedenlerle karşımıza çıkar.Çoklukla 40 yaş ve üzerindeki kadınlar hedef kitlemiz olduğuna göre, buna bir de zaten önceden var olması yüksek olasılık taşıyan artroz belirtileri, kaygı sendromunun da arttıracağı adale spazmları eklenir.Yüzeysel ısı (sıcak havlu, termofor gibi) hafif sırt masajı ve mutlaka simetrik olarak yapılacak sırt ve göğüs kasları egzersizleri çok yardımcı olur.

4- OMUZ EKLEMİ HAREKETLİLİĞİNİN KISITLANMASI:

         2. ve 3. maddelerdeki sorunlar göz ardı edilse bile, bu sorun hemen her zaman dikkat çekmektedir. Ameliyat sonrasında, kol egzersizlerini 1 hafta gibi bir gecikme ile başlanması bile, ilerde probleme yol açacaktır.Cerrahiyi izleyen 2. günden itibaren kol egzersizleri,
a.  Simetrik
b.  Yardımcı olma koşulu
ile başlatılmalı ve terapist denetiminde ilerletilmelidir.

5- LENFÖDEM:

        Lenfödem, iki sözcüğün bir birleşimidir.“lenf = beyaz kan dediğimiz doğal bir vücut sıvısı” ve “ödem = şişme”; yani, içinde protein, yağ hücreleri, A, D, K gibi suda çözünen vitaminler ve bağışıklık için gerekli olan beyaz kan hücrelerini bulunduran lenf sıvısının, herhangi bir nedenle önce kendine ait “havuzcuklar” olan lenf düğümlerine, oradan da toplardamar sistemine boşaltılması engellendiğinde, dokular arasına sızarak yol açtığı kol (veya bacak) şişmesidir. Belirtileri: ağrı, dolgunluk ve/veya ağırlık hissi, uyuşukluk, hareketliliğin azalması, deri elastikiyetinin azalması, deride sertleşme,mikrop kapmaya yatkınlık, ciltte ülserasyonlar ve uzvun, eski halinin 2,3,4, vs. katına kadar şişebilmesidir.Bir kere başladı mı, hiçbir zaman TÜMÜYLE yok olmaz, ancak uygun yaklaşım ve tedavi ile minimuma indirilebilir, öylece muhafaza edilebilir.Ancak tedavi edilmezse çok ciddi ve riskli boyutlara ulaşabilir.
Koltuk altı lenf düğümleri alınan ya da radyoterapi gören kanser geçirmiş kişilerin bazı araştırmalara göre %15 -25’ i kimine göre %40’ ı, yaşamlarının bir döneminde LÖ ile karşılaşır.Bu tip, sonradan gelişen lenfödemin farklı tipleri olabilir:

a. Lenf düğümü çıkartılması veya mastektomi ameliyatından sonraki bir-iki gün içinde oluşan hafif, geçici ödem.

b. Cerrahi sonrası 4-6 hafta içinde ortaya çıkan ve antienflamatuar ilaç tedavisine cevap veren lenfanjit veya flebit.

c. Varolan kronik ödemli kolda, böcek sokması, kesik, yanık gibi nedenlerle “erizipeloid” karakter olan ödem.

d. Genellikle ameliyattan 18-24 ay sonra çıkan; radyasyon tedavisinden sonra görülme olasılığı yüksek olan, kronik, ağrısız, gizli gizli artan ödem.

  
Lenfödem hastaları genellikle bu yakınmayı  “nasılsa geçer” diye pek dile getirmezler; ya da, maalesef tıp ekibi bu konuyu pek ciddiye almaz ve “yukarıda tut” tavsiyesi dışında bir yaklaşım getirmezler! Böylece teşhis ve tedavi gecikir ve müdahale zorlaşır.Teşhisin en kolay yolu, bir mezura ile sağ ve sol kolu, aynı noktalardan ölçmektir.Bilek ve dirsek arasında en az 1, dirsek ve omuz arasından en az 2 nokta belirlenerek ölçüldüğünde 2-21/2 cm. den fazla fark bulunursa LÖ var denebilir.Hekiminiz ultrasonla yapılan renkli Doppler, MR veya fazla tercih edilmeyen lenfanjiosintigrafi ya da tomografi gibi testlere de başvurabilir.
Teşhis edilen lenfödemin tedavisi uzun soluklu, zaman alıcı ve sabır isteyen bir yöntemdir. Bugün için geçerli olan konvansiyonel sistem, mutlaka özel lenfdrenajı eğitimi almış terapistler tarafından yapılacak olan “Kompleks Dekonjestif Terapi”dir. Bu kavramın içinde:

1- Doğru pozisyonlama

2- Manuel (elle yapılan) drenaj masajı

3- Bandajlama

4- Egzersizler

5- Kolluk kullanımı mevcuttur.

 

1- Pozisyonlamada prensip, uzvu kalp hizasından yukarıda, eklemleri açık(ama aşırı gergin değil) tutmaktır. Sıklıkla yalnızca bu öneri ile karşılaşırsınız; unutmayın ki tek başına asla yeterli olmaz.

2- En önemli ve etkili yöntemdir; ancak alışılmış “yoğurma, bastırma” tarzı masajla katiyen karşılaştırılmamalıdır. Vücut merkezinden (boyun, göğüs, gövde, kasıklardaki lenf düğümlerinden) başlayıp, uzağa doğru ilerletilen (yani parmak uçlarına), ritmik, hafif, “sıvıyı itme” hareketlerinden ibarettir; önce sağlam, sonra hasta tarafa yapılır. MUTLAKA özel eğitimli Lenfodrenaj terapisti tarafından uygulandıktan sonra, hastanın kendisi de öğrenip, her gün yapmalıdır.

3- Alışılmış elastik bandajlamadan çok farklı olarak, önce bir çorap, sonra pamuk ve en üste de, fazla elastikiyeti olmayan, özel bandajların sarıldığı bir yöntemdir. El ve önkolda kat sayısı daha fazla tutularak basıncın altta daha çok, yukarıda daha az olması sağlanır. Yine bu da çok uzman bir kişi tarafından yapılmalı, ancak hasta da mutlaka öğrenmelidir. İdeali, tedavi döneminde 24 saat muhafaza edebilmektir.

4- Lenf damarları üzerine yapacağı pompa etkisi nedeniyle egzersizler çok önemlidir. Egzersiz sırasında;

  • Kolluk takılmalı (veya bandaj)
  • “İzometrik”, aktif, simetrik egzersizler kullanılmalı
  • Olabilirse su içinde çalışmalı (yerçekimi yardımı, hidrostatik basınç, ağırlığın kalkması ile daha rahat hareket edebilmeyi sağlar).

        Meme kanseri hastalarının yaşamında, gerek ameliyattan etkilenen kol ve gerekse genel aktivite açısından egzersizin önemi büyüktür. Kas kasılması, arteryel dolaşımın hızlanarak doku basıncının değişmesi, bunun lenfatik sisteme yansıması, göğüs ve omuz elastikiyetinin artması ile lenfatik sistemin en iyi halini muhafaza edeceğiniz gibi, hafif ağırlıklarla (0.5-1 kg.) aşırı tekrara varmadan ( en fazla 10 tekrar x 3 set) yapılacak genel aerobik egzersizlerle kalp-damar yapınızı güçlendirirsiniz. Uzun süreli, rutin egzersiz yapan kadın grupları araştırmaları, yoğun egzersizin, kandaki estradiol seviyesini düşük tuttuğunu göstermiştir.Özellikle gövde yağı ile beraber seyreden obezitenin, vücudun kendi ürettiği östrojenleri arttırarak, postmenopozal kadınlarda meme kanseri riskini arttırdığı kanıtlanmıştır.Bu nedenle, ters yönlü bir mantık yürütme ile, hem mastektomi komplikasyonlarından kurtulma, hem risk faktöründen uzaklaşma ve hem de bu yaş döneminin  ortak sorunlarından olan osteoporozla mücadelede egzersizlerin bilinçli bir program dahilinde yapılmasının, yaşam kalitesi açısından vazgeçilmez olduğunu söyleyebiliriz.


5-  Kolluklar, bandaja gerek olmayan çok hafif LÖ’ lilerde  ve/veya tedavi ile şişi en aza indirgenen hastalarda, günlük yaşamlarının bir parçası olarak ( aynı gözlük, varis çorabı ya da diş protezi gibi) kullanılacak giysilerdir. Kişinin ölçülerine özel yapılabilir veya bunları satan firmalardan hazır alınabilir.En önemli nokta, çok hassas ölçü alınması (terapist veya firma yetkilisi tarafından) ve takılan kolluğun alt ve üst uçları ile,özellikle dirsek iç yüzünden katlama, sıkma yapmamasıdır.Kolluk ilk alındığında
½-1 saat takılıp, çıkarınca ciltte kırmızılık, ezilme, vs. var mı diye kontrol edilmelidir.Pek tabii ki, sürekli bir dış basınç sağlama amacıyla takıldığından gevşek olmayacaktır.Giymeden evvel cilde bir nemlendirici sürmek, diğer ele bir lastik bulaşık eldiveni giyerek kolluğu takmak kolaylık sağlayabilir.İş yaparken ve özellikle uçak seyahatlerinde mutlaka takılmalıdır.
Lenfödem tedavisinde sıklıkla karşılaşılabilecek bir öneri de “Pnömatik kompresör” aletinin kullanılmasıdır.Kola (veya bacağa) takılan, içi hava ile dolabilecek kompartımanlara  bölünmüş kolluklar vasıtasıyla uzva sıralı şekilde hava basıncı verilmesi ve bu yolla, “süt sağar gibi”, sıvının merkeze pompalanması sisteminde çalışan bu aletlerle ilgili çelişkili fikirler mevcuttur.En gerçekçi yaklaşım, bu aletlerin, eğer kullanılacaksa, mutlaka uzman hekim veya terapist denetiminde olmasıdır.Pompa kullanımı öncesinde lenf sıvısının akacağı yolların önceden hazırlanması,temel manuel lenfodrenaj yapılması gerekir.Ezbere eve alınarak takıldığında, basınç sıvıyı yanlış yerlere itebilir, koltuk altı, göğüs veya kasıkta göllenmesine yol açabilir;
kalp-damar yetersizliği, pıhtılaşma sorunu olan kişilerde hatta hayati risk taşır.Bu nedenle, eğer pompa konusu ile karşılaşırsanız, hekiminiz veya terapistiniz ile etraflıca görüşmeden, bu yola başvurmayınız.

  KORUNMA

Her konuda olduğu gibi, lenfödemi de, olmadan evvel baskılamak en tercih edilecek şekildir.İlk etap, tıbbi kontrolleri muntazam yaparak, kanseri erken evrede yakalamak, böylece cerrahi müdahalenin ya da radyoterapinin olumsuz etkilerini en aza indirgemektir.
Diyelim ki her şeye rağmen Lenfödem ile teşhis edildiniz: Yalnız değilsiniz, milyonlarca kişide var… Ve her geçen gün, bir sürü araştırma ile daha etkili yöntemler gündeme geliyor.Okuyun, araştırın, ısrarcı olun, umutsuzluk, görmezden gelmek, geçer diye beklemek gibi yollara sapmayın; aşağıdaki noktalara dikkat edin:
Aşırı tuzlu, yağlı yemeyin
Giysilerinize dikkat! Sıkıştırıcı aksesuar, telli, sıkı sütyen kullanmayın, diğer meme büyükse, sütyen askınızı çok geniş seçin.
Hasta taraf koluna yüzük, bilezik, vs. takmayın, bu tarafta damardan iğne, kan aldırma, tansiyon ölçümü yaptırmayın.Herhangi bir nedenle hastaneye yatarsanız, başucuna buna yönelik bir uyarı levhası astırın.
Kolunuzu hareketsiz bırakmayın, ama yormayın: özellikle uvma, cilalama gibi zıt yönlü, tekrarlı, zorlu işlerden kaçının.
Bahçede, mutfakta mutlaka eldivenle iş görün; her türlü kesi, iğne batması, yanık, böcek veya ev hayvanlarının ısırması, tırmalaması gibi riskleri almayın. Cildinizde ki her tür yaralanmanın enfeksiyon riskini ve lenfödem de artışı hızlandırdığını bilin. Cilt bakımınız için Bepanthol losyon gibi bir kremi, yara temizliği için Baticon gibi bir antiseptiği ve ciltte açılan her türlü çizik ve yaralanmada her çantanızda bulunduracağınız Bactroban gibi bir antibiyotikli pomadı kullanın.Böyle bir kaza olduysa, hemen bol bol sabunlayıp, mikrop öldürücü bir krem sürün.( Ör., Bactroban- her an yanınızda bir tüp bulunmalı).
Manikürünüzü ya tümüyle kendiniz yapın, ya da size özel aletlerle yaptırın; yalnızca törpü kullanın, tırnak dibi aldırmayın.
Cildinize iyi bakın, hijyen kurallarına çok özen gösterin, muntazaman nemlendirici kullanın, kuruluk nedeniyle yarık, çatlak olmasın.
Ağır kaldırmayın, bu kolla 2-3 kg. dan fazla yük taşımayın.
Kolunuzu sıcaktan uzak tutun,çok sıcak suyla yıkanmayın,direkt güneşe maruz bırakmayın.
Eliniz, dirseğiniz, omzunuz ile ilgili bir tetkik veya tedavi gerektiğinde hekiminize o taraf lenfödem riskinizi hatırlatınız.İğne kullanarak yapılan EMG veya Akupunkturun sakıncaları, fizik tedavi amacıyla kullanılan derin ısı ajanlarının, Hotpack, Ultrasound veya elektrik stimulasyonun ve buzun irritan etkilerinden kaçınmak gerektiğini unutmayınız.
Mümkün olduğu kadar LÖ riski olan kolunuzun üstüne yatmayın.
Sporda, yürüyüşte, kolluk kullanıp, sık sık kolları yukarı kaldırarak, yumruğunuzu açıp kapayarak pompalama hareketleri, derin nefes alıp-verme yapın --derin nefes diafram kasınızın gövdedeki lenf düğümlerini uyarmasını sağlar.
Kan ve lenf dolaşımını destekleyen, kasın pompalama gücünü arttıran egzersizlerin düzenli yapılması risk kontrolü için çok önemlidir.
Okunurken satırlar tutan bu önlemler, aslında yaşamınızda yapacağınız ufacık  değişikliklerdir, gözünüzde büyütmeyin! Kolunuzun bakımına sağduyu ile yaklaşmak ve konunun sizi aştığını düşündüğünüzde de lenfodrenaj tedavisi ile özelleşen merkezlerden yardım almak tüm sıkıntınızı gidermeye yardımcı olacaktır…  

  1. Ağrı
  2. Solunum problemi
  3. Vücut duruşu (postür) asimetrisi 
  4. Omuz eklemi hareketliliğinin kısıtlanması
  5. Lenfödem.

1-   AĞRI:

En basit şekliyle ameliyat yarası ve drenin yarattığı ağrı hissinden, radyasyon tedavisine bağlı nöropatiler ya da ileri devrede, metastaza işaret edebilir.Ağrının giderilmesinde ana müdahale, gerekli ağrı kesicileri kullanmanızı sağlayacak olan hekiminizdir.Buna ek olarak, sinir blokajları, tetik nokta enjeksiyonları ya da gevşeme teknikleri veya fizyoterapi, uzman bir terapist denetiminde uygulanabilir.

2- SOLUNUM PROBLEMİ:

Ameliyatlı tarafı kımıldatmaya korkmak, dren veya insizyon sahasından acı duymak, genel inaktivite gibi nedenlerle, hem solunum kapasitesi düşer, hem de göğüs kafesinin sağ-sol simetrisi, ameliyatlı taraf aleyhine eksilir.
Yeterli oksijenlenememek, hem

  • genel fiziksel dayanıklılığı, hem
  • yara iyileşmesini, ve hem de, neticede
  • zihinsel uyanıklığı olumsuz etkiler.

Doğru solunumun, göğüs kafesinin hangi bölümleri ile, nasıl yapılacağının öğrenilmesi, ideal olarak ameliyat öncesindedir. Bu devrede:

  • Diafragmatik solunum
  • Üst göğüs solunumu 
  • Yardımcı solunum kaslarının özellikleri(karın, göğüs, boyun)
  • Burun-ağız koordinasyonu
  • Öksürmenin önemi öğrenilmelidir.

Ameliyat sonrası ilk evrede simetrik ve eforsuz, ancak ritmik ve burun-ağız koordinasyonuna dikkat edilen bir solunum yeterlidir. Dren ve dikişler alındıktan sonra asimetrik ve dış basınca karşı, kapasite arttırıcı tekniklere, yine Fizyoterapist öğretiminde geçilir.

3- VÜCUT DURUŞU (POSTÜR) ASİMETRİSİ:

Ameliyat sonrasında, tek tarafın yastıklarla desteklenerek yatılması, ameliyatlı kolun sabit tutulması, o tarafa eğilmek gibi nedenlerle karşımıza çıkar.Çoklukla 40 yaş ve üzerindeki kadınlar hedef kitlemiz olduğuna göre, buna bir de zaten önceden var olması yüksek olasılık taşıyan artroz belirtileri, kaygı sendromunun da arttıracağı adale spazmları eklenir.Yüzeysel ısı (sıcak havlu, termofor gibi) hafif sırt masajı ve mutlaka simetrik olarak yapılacak sırt ve göğüs kasları egzersizleri çok yardımcı olur.

4- OMUZ EKLEMİ HAREKETLİLİĞİNİN KISITLANMASI:

2. ve 3. maddelerdeki sorunlar göz ardı edilse bile, bu sorun hemen her zaman dikkat çekmektedir. Ameliyat sonrasında, kol egzersizlerini 1 hafta gibi bir gecikme ile başlanması bile, ilerde probleme yol açacaktır.Cerrahiyi izleyen 2. günden itibaren kol egzersizleri,

  • Simetrik
  • Yardımcı olma koşulu

ile başlatılmalı ve terapist denetiminde ilerletilmelidir.

5- LENFÖDEM:

Lenfödem, iki sözcüğün bir birleşimidir.“lenf = beyaz kan dediğimiz doğal bir vücut sıvısı” ve “ödem = şişme”; yani, içinde protein, yağ hücreleri, A, D, K gibi suda çözünen vitaminler ve bağışıklık için gerekli olan beyaz kan hücrelerini bulunduran lenf sıvısının, herhangi bir nedenle önce kendine ait “havuzcuklar” olan lenf düğümlerine, oradan da toplardamar sistemine boşaltılması engellendiğinde, dokular arasına sızarak yol açtığı kol (veya bacak) şişmesidir. Belirtileri: ağrı, dolgunluk ve/veya ağırlık hissi, uyuşukluk, hareketliliğin azalması, deri elastikiyetinin azalması, deride sertleşme,mikrop kapmaya yatkınlık, ciltte ülserasyonlar ve uzvun, eski halinin 2,3,4, vs. katına kadar şişebilmesidir.Bir kere başladı mı, hiçbir zaman TÜMÜYLE yok olmaz, ancak uygun yaklaşım ve tedavi ile minimuma indirilebilir, öylece muhafaza edilebilir.Ancak tedavi edilmezse çok ciddi ve riskli boyutlara ulaşabilir.

Koltuk altı lenf düğümleri alınan ya da radyoterapi gören kanser geçirmiş kişilerin bazı araştırmalara göre %15 -25’ i kimine göre %40’ ı, yaşamlarının bir döneminde LÖ ile karşılaşır.Bu tip, sonradan gelişen lenfödemin farklı tipleri olabilir:

  • Lenf düğümü çıkartılması veya mastektomi ameliyatından sonraki bir-iki gün içinde oluşan hafif, geçici ödem.
  • Cerrahi sonrası 4-6 hafta içinde ortaya çıkan ve antienflamatuar ilaç tedavisine cevap veren lenfanjit veya flebit.
  • Varolan kronik ödemli kolda, böcek sokması, kesik, yanık gibi nedenlerle “erizipeloid” karakter olan ödem.
  • Genellikle ameliyattan 18-24 ay sonra çıkan; radyasyon tedavisinden sonra görülme olasılığı yüksek olan, kronik, ağrısız, gizli gizli artan ödem.

Lenfödem hastaları genellikle bu yakınmayı  “nasılsa geçer” diye pek dile getirmezler; ya da, maalesef tıp ekibi bu konuyu pek ciddiye almaz ve “yukarıda tut” tavsiyesi dışında bir yaklaşım getirmezler! Böylece teşhis ve tedavi gecikir ve müdahale zorlaşır.Teşhisin en kolay yolu, bir mezura ile sağ ve sol kolu, aynı noktalardan ölçmektir.Bilek ve dirsek arasında en az 1, dirsek ve omuz arasından en az 2 nokta belirlenerek ölçüldüğünde 2-21/2 cm. den fazla fark bulunursa LÖ var denebilir.Hekiminiz ultrasonla yapılan renkli Doppler, MR veya fazla tercih edilmeyen lenfanjiosintigrafi ya da tomografi gibi testlere de başvurabilir.

Teşhis edilen lenfödemin tedavisi uzun soluklu, zaman alıcı ve sabır isteyen bir yöntemdir. Bugün için geçerli olan konvansiyonel sistem, mutlaka özel lenfdrenajı eğitimi almış terapistler tarafından yapılacak olan “Kompleks Dekonjestif Terapi”dir. Bu kavramın içinde:

  • Doğru pozisyonlama
  • Manuel (elle yapılan) drenaj masajı
  • Bandajlama
  • Egzersizler
  • Kolluk kullanımı mevcuttur.
  1. Pozisyonlamada prensip, uzvu kalp hizasından yukarıda, eklemleri açık(ama aşırı gergin değil) tutmaktır. Sıklıkla yalnızca bu öneri ile karşılaşırsınız; unutmayın ki tek başına asla yeterli olmaz.
  2. En önemli ve etkili yöntemdir; ancak alışılmış “yoğurma, bastırma” tarzı masajla katiyen karşılaştırılmamalıdır. Vücut merkezinden (boyun, göğüs, gövde, kasıklardaki lenf düğümlerinden) başlayıp, uzağa doğru ilerletilen (yani parmak uçlarına), ritmik, hafif, “sıvıyı itme” hareketlerinden ibarettir; önce sağlam, sonra hasta tarafa yapılır. MUTLAKA özel eğitimli Lenfodrenaj terapisti tarafından uygulandıktan sonra, hastanın kendisi de öğrenip, her gün yapmalıdır.
  3. Alışılmış elastik bandajlamadan çok farklı olarak, önce bir çorap, sonra pamuk ve en üste de, fazla elastikiyeti olmayan, özel bandajların sarıldığı bir yöntemdir. El ve önkolda kat sayısı daha fazla tutularak basıncın altta daha çok, yukarıda daha az olması sağlanır. Yine bu da çok uzman bir kişi tarafından yapılmalı, ancak hasta da mutlaka öğrenmelidir. İdeali, tedavi döneminde 24 saat muhafaza edebilmektir.
  4. Lenf damarları üzerine yapacağı pompa etkisi nedeniyle egzersizler çok önemlidir. Egzersiz sırasında;
    • Kolluk takılmalı (veya bandaj)
    • “İzometrik”, aktif, simetrik egzersizler kullanılmalı
    • Olabilirse su içinde çalışmalı (yerçekimi yardımı, hidrostatik basınç, ağırlığın kalkması ile daha rahat hareket edebilmeyi sağlar).

    Meme kanseri hastalarının yaşamında, gerek ameliyattan etkilenen kol ve gerekse genel aktivite açısından egzersizin önemi büyüktür. Kas kasılması, arteryel dolaşımın hızlanarak doku basıncının değişmesi, bunun lenfatik sisteme yansıması, göğüs ve omuz elastikiyetinin artması ile lenfatik sistemin en iyi halini muhafaza edeceğiniz gibi, hafif ağırlıklarla (0.5-1 kg.) aşırı tekrara varmadan ( en fazla 10 tekrar x 3 set) yapılacak genel aerobik egzersizlerle kalp-damar yapınızı güçlendirirsiniz. Uzun süreli, rutin egzersiz yapan kadın grupları araştırmaları, yoğun egzersizin, kandaki estradiol seviyesini düşük tuttuğunu göstermiştir.Özellikle gövde yağı ile beraber seyreden obezitenin, vücudun kendi ürettiği östrojenleri arttırarak, postmenopozal kadınlarda meme kanseri riskini arttırdığı kanıtlanmıştır.Bu nedenle, ters yönlü bir mantık yürütme ile, hem mastektomi komplikasyonlarından kurtulma, hem risk faktöründen uzaklaşma ve hem de bu yaş döneminin  ortak sorunlarından olan osteoporozla mücadelede egzersizlerin bilinçli bir program dahilinde yapılmasının, yaşam kalitesi açısından vazgeçilmez olduğunu söyleyebiliriz.

  5. Kolluklar, bandaja gerek olmayan çok hafif LÖ’ lilerde  ve/veya tedavi ile şişi en aza indirgenen hastalarda, günlük yaşamlarının bir parçası olarak ( aynı gözlük, varis çorabı ya da diş protezi gibi) kullanılacak giysilerdir. Kişinin ölçülerine özel yapılabilir veya bunları satan firmalardan hazır alınabilir.En önemli nokta, çok hassas ölçü alınması (terapist veya firma yetkilisi tarafından) ve takılan kolluğun alt ve üst uçları ile,özellikle dirsek iç yüzünden katlama, sıkma yapmamasıdır.Kolluk ilk alındığında ½-1 saat takılıp, çıkarınca ciltte kırmızılık, ezilme, vs. var mı diye kontrol edilmelidir.Pek tabii ki, sürekli bir dış basınç sağlama amacıyla takıldığından gevşek olmayacaktır.Giymeden evvel cilde bir nemlendirici sürmek, diğer ele bir lastik bulaşık eldiveni giyerek kolluğu takmak kolaylık sağlayabilir.İş yaparken ve özellikle uçak seyahatlerinde mutlaka takılmalıdır.

    Lenfödem tedavisinde sıklıkla karşılaşılabilecek bir öneri de “Pnömatik kompresör” aletinin kullanılmasıdır.Kola (veya bacağa) takılan, içi hava ile dolabilecek kompartımanlara  bölünmüş kolluklar vasıtasıyla uzva sıralı şekilde hava basıncı verilmesi ve bu yolla, “süt sağar gibi”, sıvının merkeze pompalanması sisteminde çalışan bu aletlerle ilgili çelişkili fikirler mevcuttur.En gerçekçi yaklaşım, bu aletlerin, eğer kullanılacaksa, mutlaka uzman hekim veya terapist denetiminde olmasıdır.Pompa kullanımı öncesinde lenf sıvısının akacağı yolların önceden hazırlanması,temel manuel lenfodrenaj yapılması gerekir.Ezbere eve alınarak takıldığında, basınç sıvıyı yanlış yerlere itebilir, koltuk altı, göğüs veya kasıkta göllenmesine yol açabilir;

    kalp-damar yetersizliği, pıhtılaşma sorunu olan kişilerde hatta hayati risk taşır.Bu nedenle, eğer pompa konusu ile karşılaşırsanız, hekiminiz veya terapistiniz ile etraflıca görüşmeden, bu yola başvurmayınız.

KORUNMA

Her konuda olduğu gibi, lenfödemi de, olmadan evvel baskılamak en tercih edilecek şekildir.İlk etap, tıbbi kontrolleri muntazam yaparak, kanseri erken evrede yakalamak, böylece cerrahi müdahalenin ya da radyoterapinin olumsuz etkilerini en aza indirgemektir.

Diyelim ki her şeye rağmen Lenfödem ile teşhis edildiniz: Yalnız değilsiniz, milyonlarca kişide var… Ve her geçen gün, bir sürü araştırma ile daha etkili yöntemler gündeme geliyor.Okuyun, araştırın, ısrarcı olun, umutsuzluk, görmezden gelmek, geçer diye beklemek gibi yollara sapmayın; aşağıdaki noktalara dikkat edin:

  • Aşırı tuzlu, yağlı yemeyin
  • Giysilerinize dikkat! Sıkıştırıcı aksesuar, telli, sıkı sütyen kullanmayın, diğer meme büyükse, sütyen askınızı çok geniş seçin.
  • Hasta taraf koluna yüzük, bilezik, vs. takmayın, bu tarafta damardan iğne, kan aldırma, tansiyon ölçümü yaptırmayın.Herhangi bir nedenle hastaneye yatarsanız, başucuna buna yönelik bir uyarı levhası astırın.
  • Kolunuzu hareketsiz bırakmayın, ama yormayın: özellikle uvma, cilalama gibi zıt yönlü, tekrarlı, zorlu işlerden kaçının.
  • Bahçede, mutfakta mutlaka eldivenle iş görün; her türlü kesi, iğne batması, yanık, böcek veya ev hayvanlarının ısırması, tırmalaması gibi riskleri almayın. Cildinizde ki her tür yaralanmanın enfeksiyon riskini ve lenfödem de artışı hızlandırdığını bilin. Cilt bakımınız için Bepanthol losyon gibi bir kremi, yara temizliği için Baticon gibi bir antiseptiği ve ciltte açılan her türlü çizik ve yaralanmada her çantanızda bulunduracağınız Bactroban gibi bir antibiyotikli pomadı kullanın.Böyle bir kaza olduysa, hemen bol bol sabunlayıp, mikrop öldürücü bir krem sürün.( Ör., Bactroban- her an yanınızda bir tüp bulunmalı).
  • Manikürünüzü ya tümüyle kendiniz yapın, ya da size özel aletlerle yaptırın; yalnızca törpü kullanın, tırnak dibi aldırmayın.
  • Cildinize iyi bakın, hijyen kurallarına çok özen gösterin, muntazaman nemlendirici kullanın, kuruluk nedeniyle yarık, çatlak olmasın.
  • Ağır kaldırmayın, bu kolla 2-3 kg. dan fazla yük taşımayın.
  • Kolunuzu sıcaktan uzak tutun,çok sıcak suyla yıkanmayın,direkt güneşe maruz bırakmayın.
  • Eliniz, dirseğiniz, omzunuz ile ilgili bir tetkik veya tedavi gerektiğinde hekiminize o taraf lenfödem riskinizi hatırlatınız.İğne kullanarak yapılan EMG veya Akupunkturun sakıncaları, fizik tedavi amacıyla kullanılan derin ısı ajanlarının, Hotpack, Ultrasound veya elektrik stimulasyonun ve buzun irritan etkilerinden kaçınmak gerektiğini unutmayınız.
  • Mümkün olduğu kadar LÖ riski olan kolunuzun üstüne yatmayın.
  • Sporda, yürüyüşte, kolluk kullanıp, sık sık kolları yukarı kaldırarak, yumruğunuzu açıp kapayarak pompalama hareketleri, derin nefes alıp-verme yapın --derin nefes diafram kasınızın gövdedeki lenf düğümlerini uyarmasını sağlar.
  • Kan ve lenf dolaşımını destekleyen, kasın pompalama gücünü arttıran egzersizlerin düzenli yapılması risk kontrolü için çok önemlidir.
  • Okunurken satırlar tutan bu önlemler, aslında yaşamınızda yapacağınız ufacık  değişikliklerdir, gözünüzde büyütmeyin! Kolunuzun bakımına sağduyu ile yaklaşmak ve konunun sizi aştığını düşündüğünüzde de lenfodrenaj tedavisi ile özelleşen merkezlerden yardım almak tüm sıkıntınızı gidermeye yardımcı olacaktır…